tenisdunyasi.net: Ana Sayfa
> SON SAYI
Tenis Dünyası Dergisi Son Sayısı
> ANKET
Federer yeniden 1 numara olur mu?

> ARAMA
Şevket F. Erbay 21 Kasım 2010, 00:00

Şevket F. Erbay

Taçspor'dan artanlar

Ülkenin en önemli tenis şampiyonasının finalindeyim bugün: "Kortların Deli Dumrul'u" Ergün Zorlu ile 1 numara Haluk'u devirerek büyük iş yapan Tuna Altuna'nın şampiyonluk maçında... Sise bulanmış hava, yükselen güneşle birlikte yumuşarken, kasım ayının sert esen rüzgarında oynanan finali kazanan Ergün büyük bir mutluluk yaşarken, üzerinde her geçen yıl ağırlaşarak tonlara ulaşan yükü indirmenin rahatlığındaydı. Maçın hakimi olan Ergün, hak ettiği bir şampiyonluk aldı.

Maç sonrasında bayram ertesi eşini/dostunu gören insanların keyifli sohbetleri sürerken, aynı masaya oturduğumuz Sevgili Başkan Ayda Uluç'un bana seslendiğini duydum: "Bekliyoruz fikirlerini. Yoksa yine buldun mu yazacak birşeyler?"... Gülüştük.

Geçen yıl bozuk bir organizasyonla sınıfta kalan şampiyonayla yine bu sütunlarda sizlerle paylaştığım (bkz: Bir şampiyona nasıl yapılmaz?, 19 Kasım 2009) serzenişlerimi, sonrasında benimle birebir görüşerek dinleyen ve bu yıl çok daha iyi bir organizasyon için elinden geleni yapacağını belirten TTF Başkanı'nı eleştirilere/önerilere açık olduğunu görmek güzel. 'Devlet kurumu' hantallığından sıyrılıp üretici ve yenilikçi bir yapıya ulaşmak için mutlak gerekliliktir bu: Fikirlere açık olmak ve tüm katmanlarla etkin iletişim kurmak.

Şampiyona havasına dönelim. Kıyasa girersek, bir yıl önceki şampiyonaya oranla önemli eksikler giderildiğini söylemeliyim.

Genel atmosferde daha düzenli bir görüntü vardı. Şampiyonanın final maçları tam 13 yıl aradan sonra (son olarak 9 Ağustos 1997'deki şampiyona TRT 3 ekranlarında yayınlanmıştı) ekrana gelirken, bu konuda büyük çaba harcayan TTF Başkan Yardımcısı Cengiz Durmuş'un özel çabasını buraya not etmem lazım. Cengiz Bey, şampiyonayı oyuncular ve tenis meraklıları için vazgeçilmez kılma yolunda bu kilit adımı atmakla kalmadı, tüm bayram tatilini Taçspor'daki şampiyonanın eksiklerini gidermek için kortta geçirdi!

Yayının halledilmesi dışında geçtiğimiz yıllara oranla nacizane bizim de içinde bulunduğumuz ekibin çalışmalarıyla medyadaki görünürlüğü arttı, bu da özellikle genç oyuncuların mücadele isteğini artıran bir etken olarak ön plana çıktı.

İşin tenis kalitesini bir yana bırakıyorum. Bu nokta, yeni teknik adam Lluis Bruguera ve ekibinin kafa yoracağı bir çalışma olmalı. Zira tek erkeklerde üç set üzerinden oynanan 24 maçın 22'si iki sette, beş set üzerinden oynanan 7 maçın ise sadece biri dört sette noktalanırken çekişmeden bahsetmek güçtü. Aynı şekilde kızlarda da yalnızca dört maçın üç sete gitmesi ve 18 setin 6-0 sonuçlanması 'rekabetçi ortam' adına sıkıntılı verilerdi.

Ne demiştik bir yıl önceki yazıda? "Eksikleri anlayabilmek, meseleyi doğru görebilmek, yapılan işin denetimini yapmak, yanlışları işaret edip düzeltilmesine yardımcı olmak için sorgulamak. Temel işim budur." O zaman işimizin özüne dönüp, eksiklere de işaret edelim.

Türkiye Tenis Şampiyonası'nda çiftler mücadelesinin yapılmamasının eksikliği, resmin bütününe bakıldığında zihinlerde bir boşluk oluşturdu. Neredeyse 80 yıllık tarihi olan bu şampiyonada daha önce hiç tekler-çiftler diye ayrı ayrı şampiyona yapılmadığı için bu bütünlüğün bozulması hiç hoş durmadı. TTF yetkilileri, sadece bu seferlik program sıkışıklığı, bayram tatili gibi gerekçelerle zorunlu bir uygulamaya gidildiği açıklamasını yapsa da, bu gerekçe çiftleri ötelemek için yeterli bir sebep değil. Ne olursa olsun, planlama da sonuçta federasyonun işi.

İkinci sıkıntı yaratan nokta: Şampiyonanın tarihi. Maalesef kasım ayında şampiyona yapılınca, açık kort-kapalı kort ikilemi doğuyor ki, bu geçen yıl da yaşanmıştı. Hiç bir ülke şampiyonası böylesine bir geçiş mevsiminde yapılmıyor. Tenis, karakteristiği itibariyle 'açık hava sporu' olduğu için ülke şampiyonalarının da mutlaka 'açık havada' yapılması gerekir. Kaldı ki, ayrıca salon şampiyonası (Kış Kupası) düzenleniyor zaten. Dünyadaki ülkelerin ulusal şampiyonalarına baktığımızda da hep ağustos ve eylül ayını görüyoruz.

Örneklendirelim... Bizimle aynı kuşakta yer alan üç Akdeniz ülkesinin bu yılki ulusal büyükler şampiyonalarının tarihleri:
- İspanya Tenis Şampiyonası, 12-18 Eylül
- İtalya Tenis Şampiyonası, 30 Ağustos-5 Eylül
- Fransa Tenis Şampiyonası (2.Kategori), 29 Ağustos-4 Eylül

Velhasıl, daha verimli ve ideal bir şampiyona tarihinin acilen eski yerine (Eylül ayına) çekilmesi gerekiyor.

Bir iki kelâm da Taçspor için edelim... Türkiye'nin önemli kulüplerinden biri olan Taçspor'un göz göre göre eridiğini görmek acı verici. Performans tenisi üç yılda dibe vuran kulübün şampiyonayı bir gelir kapısı olarak görmesi en hafif tabirle çirkindi. Fahiş fiyatla satılan yiyecek ve içecekler, kimle konuştuysam şikayet konusu oldu.

Ama benim asıl takıldığım nokta, ülkenin en büyük şampiyonasına ev sahipliği yaparken, diğer kortları senyör tenisçilerine açmak oldu. Ergün ve Tuna şampiyonluk mücadelesi yaparken, yan kortlarda senyörlerin raket sallaması, görüntü olarak garipsenmesinin yanında 'faydacı bir alt metin' de içeriyordu. Ne vardı yani, final maçının oynandığı üç saat içinde diğer kortları boş tutsanız?
Email
Yorum Ekle
Yorumlar
Bu habere henüz yorum yapılmamış.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Tenis Dünyası Dergisi ©2012
İletişim · Mobil versiyon
ATP TURU · WTA TURU · GRAND SLAMS · TÜRKİYE · MAGAZİN · YAZARLAR · DERGİ twitterfacebookrss