tenisdunyasi.net: Ana Sayfa
> SON SAYI
Tenis Dünyası Dergisi Son Sayısı
> ANKET
Federer yeniden 1 numara olur mu?

> ARAMA
Şevket F. Erbay 10 Ocak 2011, 00:00

Şevket F. Erbay

Jo'nun geciken düğünü

Üç ocak önceydi. Kas yığını vücuduyla pankreasçıyı andıran atletik tenisçi, ekranları önündeki ilgili kalabalığı eğlendiriyordu. Kalabalığın göz bebeği Nadal'ı yendiği maç ile popülaritesi zirve yapmıştı.

Fransa, piyangodan çıkan 22 yaşındaki bu Afri-kanlı'nın final maçı öncesi sabahı zor etti. Olmadı. Oysa ki finalin de ilk seti gözüpek çocuğa gitmişti... Federer'in final serisine son vermenin gururuyla şampiyonluk maçına çıkan Sırp Novak Djokovic, finali kazandı ve Avustralya Açık'ın üstünler listesine ismini kazıdı.

Jo-Wilfried Tsonga'nın tenis kitaplarına girişi bu kadar ani oldu. Bir turnuvada ortaya çıktı ve sonrasında koca bir ülkenin beklentilerini sırtladı. Öyle bir ülke ki, son büyük şampiyonluğunu yaşayalı 25 yıl olmuş, hasretler içinde yanan bir dev.

Bir çizerin beş dakikada rahatlıkla karikatürize edebileceği kadar net bir 'karakter' olan Tsonga, fiziksel özellikleri (alışılagelmedik devasa görüntüsü ve acı kuvvetinden daha çok Muhammed Ali'ye benzerliği üzerine yapıştı) dışında yetenekleriyle de ön plana çıkmakta gecikmedi. İyi servisi, güçlü file önü oyunu, kontrollü backhand'i ve sert forehand'i ile rakipleri için ciddi bir sıkıntıydı.

Ancak, görüntü olarak yıkılmaz duvarı andıran Tsonga aslında oyunun diğer boyutlarında ironik bir narinlik taşıyordu üzerinde. Duygu yoğunluğu yüksek Fransız'ın maçlarda odaklanma sıkıntısı vardı. Ara ara tutturduğu formun düzensizliği, kortta yeterince sabırlı olmaması ve uzun maçlarda ortaya çıkan fiziksel çökmeleri bir ara altıncı basamağa kadar yükseldiği ATP sıralamasını daha da yükseltmesine engel oldu.

Jo-Wilfried Tsonga, üç yılda bir kaç kez uzun aralıklarla ayrı kaldığı kortlarda yeni sezona 13'üncü sırada başlıyor. Yaşı artık kemâle eren ele avuca sığmaz Jo, grand slam kazanmak için gözünü karartmak zorunda. Zira, iki beden incesi Gael ile birlikte Jo-Wilfried Tsonga, 1983'ten bu yana hasret çeken Fransa'nın susuzluğunu dindirebilecek iki isimden biri...

Sportif mücadeleyi kişiliğiyle harmanlayan Tsonga gibi karakterlere sadece Fransa'nın ya da tenisin değil, tüm sporların ihtiyacı var gibi geliyor bana. Dileğim, böyle oyuncuların sonunun, bir 'hak eden' olmasına karşın eli boş kalan ve mahzun vedasında ıslak gözlerle el salladığımız Elena Dementieva gibi olmaması.

Jo, bunu hak ediyor. Ama grand slam kazanıp ölümsüz kalmak için, yalnızca 'hak etmek' yetmiyor. Terini akıtması lazım. Sonuna kadar.
Email
Yorum Ekle
Yorumlar
Bu habere henüz yorum yapılmamış.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Tenis Dünyası Dergisi ©2012
İletişim · Mobil versiyon
ATP TURU · WTA TURU · GRAND SLAMS · TÜRKİYE · MAGAZİN · YAZARLAR · DERGİ twitterfacebookrss