Bugünkü Vatan Gazetesi'nde yayınlanan Eren Bozkurt imzalı "Türk Açılımı" haberini okumayan yoktur. Hani satırbaşları;
"Tenis kortunu birbirine kattık" "Avustralya 105 senedir böyle zulüm görmedi" "Fanatikler meşaleler yaktı, bununla da yetinmeyip Şilililerin olduğu tribüne fırlattı!" "Eurosport, tenisin görsel zevkini korumak için yayınını kesti" "David Mercer, hayatında böyle bir şey görmediğini söyledi" vs. olan haberden bahsediyorum. Baştan sona kelime kelime uydurulmuş olan haberden...
Gerçi yavaş yavaş internetten olayın aslına dair haberler yapılmaya başlandı ancak yine de bu büyük ayıbın ve rezilliğin üstüne sonuna kadar gitmekte fayda var.
Marsel'in Şilili Gonzalez ile karşılaştığı maçta, normal bir tenis maçının üzerinde seyirci reaksiyonu görüldüğü doğrudur. Ancak bunu bir fırsat olarak görüp, üzerine tamamen hayal gücünün zenginliği el verdiğince ekleyerek, zaten tenisi çok yakından takip etmeyen ve yazılanlara inanması uzun sürmeyecek okurların önüne sunmak? Tenis bilinci, tenis kültürü artsın diye bu kadar insan yırtınırken, masanın başında oturarak insanları yanlış bilgilendirmek? Bu yanlış da değil, tek kelimeyle ayıptır. Tenis haberleri böyle çoğalacaksa hiç çoğalmasın, biz de kendi aramızda devam edelim.

Üstteki resimden de anlaşılacağı üzere, maçta yakılan meşalelerin tamamı Şilililere aitti. Gördüğünüz insanlar ne kadar da "üzerlerine meşale atılmış" gözüküyor değil mi? Gerçekten de hallerinden çok rahatsız ve "nereden geldi bu Türkler?" der durumdalar arkadaşın yazdığı gibi... Hatta arkadan biri fotoğrafını çekiyor durumun, ülkesinde insanlara göstermek için bu barbarlığı...
Dışarı çıkarılan "35 Türk" mü? O ifade de doğru değil. The Age'deki haberden de okuyabileceğiniz gibi, korttan 35 kişi çıkarıldı, gerek Türk, gerekse Şilili... Zaten yaşananların normalin üstünde olduğunu söylemiştim, ancak Gonzalez'in başka bir maçından, veya bir Baghdatis maçından daha fazlası değildi... Hatta buna benzer birçok örnekten çok daha azıydı görülenler. Mesela meşale ilk kez görülüyormuş ya bir kortta, neredeyse kortun yandığı Gonzalez - Gasquet maçını hatırlatmam gerekli mi? Belki o gün de meşaleyi hiç sevmeyen Şilililer, bizlerden edinmişti maç öncesinde... Futbol taraftarlarımızdan!
Teniste rakibin hatası alkışlanmaz meselesine girmiyorum bile, zira gerek duymuyorum Roland Garros'da TV karşısında geçmeleri yeterli...
E sözü açılmışken Eurosport meselesine de girelim. Sitemizin editörü Eurosport spikerlerinden Şevket Furkan Erbay'ın da net bir biçimde söylediği gibi, uzaktan yakından alakası olmayan bir durum, set bitince - mecburi bir biçimde daha popüler olan - başka bir maça geçilmesiyle, yaşanan "rezillikler"... Tabii David Mercer'ın söyledikleri de..
Anlamak mümkün değil, ne kadar meraklıyız kendimizi aşağılamaya ve küçük görmeye... "Tenis bizim neyimize" değil mi, böyle düşünmeye ve düşündürtmeye ne kadar da meraklıyız. Ve manşet olmak, bu kadar yerde hakkında yazılması - olumlu ya da olumsuz - ne kadar da önemli ve değerli...
Her neyse, bilinmesi gereken şey Marsel'in maçında tenis tarihine geçen şeylerin yaşanmadığı ve maçın biraz daha farklı bir havada oynandığı... Sahi ne bekleniyordu ki, İngiliz gibi davranmamız mı?
Aslında çok uzatmadan Gonzalez'in rezilliklerle ilgili yorumuyla bitirmek en sağlıklısı olacak...
"Gerçekten çok keyifliydi, tıpkı Davis Kupası atmosferi gibi..."--
Not: Sevgili Eren Bozkurt, tek aklıma takılan nokta şu. Keşke yazmışken sonunu da getirseydiniz ve "Zorlu geçen maçı Marsel'imiz 3 sette kazandı ve turnuvaya devam etti..." gibi bir sonla bitirseydiniz..Hoş olmaz mıydı?