tenisdunyasi.net: Ana Sayfa
> SON SAYI
Tenis Dünyası Dergisi Son Sayısı
> ANKET
Federer yeniden 1 numara olur mu?

> ARAMA
Bülent Gürkan 25 Temmuz 2009, 00:00

Bülent Gürkan

İstanbul Cup günlüğü

27 TEMMUZ - 1. tur / Alkışlar Pemra'ya...

Bir günlük aranın ardından İstanbul Cup günlüğümüzle yine birlikteyiz. Turnuvada bugün tarihi bir olaya şahitlik yapmanın gururunu yaşadık. Pemra Özgen, Hollandalı Arantxa Rus'u yenerken İstanbul Cup’ın beş yıllık tarihinde maç kazanan ilk Türk oyuncu olma ünvanını elde etti. Pemra'yı çok uzun bir aradan sonra ilk kez bu kadar diri ve istekli gördük. Kendi hatalarıyla rakibine adeta ikram ettiği ikinci setin şokunu çabuk atlattı ve pes etmemenin ödülünü tarihi bir galibiyetle aldı. Türk tenisine önemli bir ilki yaşatan Pemra’yı kutluyor ve bu sonucun kariyerinde yeni bir dönüm noktası olmasını diliyoruz.

İstanbul Cup’un resmi açılışının ilk gününde gerçekten kaliteli ve heyecanlı maçlar vardı. Beyaz Rusya’dan Olga Govortsava ile Bulgar Tsvetana Pironkova arasındaki maç müthiş çekişmeye sahne oldu. Pemra’nın maçıyla aynı saatte oynandığı için bölüm bölüm seyredebildiğimiz maçın ilk setini Govortsava rahat bir şekilde 6-2 aldı. İkinci setin ortalarından itibaren ritmini yakalayan Pironkova 7-5’le eşitliği sağladı. Turnuvaya sakat sakat katılan Bulgar raket son sette üç farklı öne geçmesine rağmen arka arkaya verdiği dört oyunun sonrasında yenilmekten kurtulamadı. Üçüncü setin yedinci oyunu sonrası hakemle hararetli bir tartışmaya giren Pironkova ardından gözyaşlarını tutamadı.

Dün ağlayan sadece Pironkova değildi. İstanbul Cup’ın renkli isimlerinden Aravane Rezai’nin de Kutuzova maçına çıkmadan bir saat önce oyunculara ait bölümde ağladığını duyduk. Babasıyla oldukça hararetli bir tartışma yaşayan İran asıllı tenisçi “Ben sana hayatımı feda ettim sen bunun yeterince farkında değilsin” sözleri üzerine gözyaşlarını tutamamıştı. Ve Rezai, Kutuzova ile oynarken babası tribünde yoktu. Ablası da kızkardeşinin motivasyonunu bozmamak için ağaçların arasından maçı seyretmeyi tercih etti.

Rezai-Kutuzova maçında da heyecan üst düzeydeydi. Özellikle Kutuzova’nın arka çizgiye yaptığı enfes vuruşlar seyirciden alkış aldı. Ancak Ukraynalı tenisçi maç boyunca servisini bir türlü oturtamadı ve oyununda devamlılığı sağlayamadı. Ve ilk seti tie break’le kaybettikten sonra ikinci sette Rezai karşısında tutunamadı.

Günün son maçında İpek Şenoğlu ve İtalyan rakibi Maria Elena Camerin turnuvanın ilk gece maçında korta çıktılar. İstanbul Cup’ın bu yılki en önemli doğrularından birisi gece maçı uygulaması. Ilık yaz rüzgarı ve spotlar altında tenis gerçekten etkileyiciydi. Sadece tenisle ilgili olanlarından değil her sporseverin bu duyguyu tatmak için Enka Arena’ya en azından bir kez uğramasını salık veririz.
Son yıllarda sadece çiftler oynayan İpek Şenoğlu’nun İtalyan Camerin karşısında zaten pek fazla şansı yoktu. Ancak başarılı tenisçimiz özellikle ikinci setin başlarındaki cesur oyunuyla kendini izlemeye gelenleri mutlu etti.

Turnuvayla ilgili genel izlenimlerimize gelince… Cumartesiye göre organizasyon daha  oturmuş gözüküyor. 18 yaş altındaki tüm lisanslı tenisçilere ve 2009 yılı için vize yaptıran hakem ve antrenörlere çeyrek finale kadar ücretsiz giriş hakkı tanınması çok yerinde bir uygulama. Umarız Türkiye Tenis Federasyonu’nun bu duyarlı davranışı özellikle İstanbul’daki tenisçi, antrenör ve hakemlerden gerekli ilgiyi görür.

Organizasyonun bir başka artısı basın iletişimi yönü. Sadece basına yönelik hizmet veren www.istanbulcup2009.com sitesi şimdiye kadar tenis branşında görmediğimiz bir profesyonellik ve titizlikle çalışıyor. Skorlar ve haberler anında giriliyor, onlarca fotoğraf medyanın kullanımına sunuluyor.

Turnuvanın ayrıntılarını yazmışken gözümüze takılan birkaç eksiği de yazalım. Gördüğümüz kadarıyla ‘ball boy’lar konusu geçen yıl olduğu gibi bu yıl da sorun olmaya devam ediyor. En azından merkez kortta görev yapacak olan ball boy’ların seçiminde daha özenli davranılması gerektiği kanaatindeyiz.

Aravane Rezai-Viktoriya Kutuzova maçında bir kameramanının korta girmesi hem hakemi hem de tribündeki seyircileri şaşkına çevirdi. Ayrıca anons yapan görevli en az on beş kez ‘WTA Tour’u ‘vitiey tur’ olarak telaffuz etti. Ardından TTF Yönetim Kurulu üyesi Gürsel Tarım’ın uyarısıyla hata düzeltildi.

25 TEMMUZ - Eleme maçları

İstanbul Cup 2009 eleme maçlarıyla start aldı. Bugünden itibaren biz de günlük izlenimlerle turnuvayı kendi penceremizden değerlendirmeye çalışacağız.

Bu yıl beşincisi yapılan turnuva yeni çehresiyle tenisseverlerin karşısına çıkıyor. Enka Arena imkanlar ölçüsünde yenilenmiş, önemli sayılacak bir değişim geçirmiş. Zemin standartlara uygun hale getirilmiş, tribünlere ekler yapılmış. Ancak zemin demişken bir gözlemimi yazmadan geçemeyeceğim. İlk gün nasıl olmuşsa merkez kortun temizlenmesi unutulmuştu. Sahanın farklı yerlerinde toz kümeleri vardı hatta maçı birlikte izlediğim antrenör arkadaşım ‘Böyle bir hatayı nasıl yaparlar’ diyerek şaşkınlığını dile getirdi.

Tabii unutulan bir başka nokta daha var. Merkez kort düzenlenirken fotoğrafçılar hiç akla gelmemiş. Allah’tan ilk gün foto muhabirleri olayın farkına vardı ve konu TSYD yetkilisi Birgül Hanım’a bildirildi. Turnuvanın resmi başlangıç tarihi olan pazartesiye kadar bu aksaklığın giderileceğini umalım. Çünkü bu önemli organizasyonun en önemli sacayaklarından birisi basın.

İlk gün gözümüze çarpan bir başka nokta da şu. İstanbul Cup ilk dört yılda Garanti Koza’nın ana sponsorluğunda ve organizasyonunda düzenlenmişti. Bu yıl ise turnuvanın Türkiye Tenis Federasyonu tarafından düzenleneceği, Garanti Koza’nın ise sadece ‘kurucu’ sıfatıyla sponsorlardan birisi olarak yer alacağı kamuoyuna açıklandı. Oysa ilk gün TTF’yi sadece afişlerde görebildik. Federasyon’dan Cem İncesulu ve Gökhan Dönmez’e rastladık, ardından akşam saatlerine doğru Gürsel Tarım ve eşiyle karşılaştık. Yani turnuvanın tüm organizasyonunu geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Garanti Koza yapıyor. O zaman ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Geçtiğimiz yıllarda Garanti Koza hem parayı veriyor, hem de organizasyonu yapıyordu. Bu yıl ise parayı TTF vermiş (ya da bulmuş) organizasyonu yine Garanti Koza yapıyor. Bu konuda aklımıza takılan birkaç soru daha var ama onları önümüzdeki günlerde TTF Başkanı Mesut Polat’a sormak daha uygun olacak. Cevapları ise elbette buradan yayınlarız.

İlk gün maçlarına gelince… Öncelikle, bırakın tenis oynamayı güneşte durmanın bile zor olduğu böyle bir günde korta çıkan tüm oyuncular alkışı hak ediyor. Türk oyunculardan özellikle 15 yaşındaki Başak Eraydın’ın performansı gelecek için umut vericiydi. Genç raket özellikle tek el backhand’leri ile dikkat çektiği maçta Gürcü Shapakidze’den yedi oyun almayı başardı. Ekaterina Dzehalevich’e kaybeden Melis Sezer’in ise oyunundaki eksiklerden öte mental yönden güçlenmesi şart. İlk iki oyunu kaybedince öyle bir ruh haline girdi ki rakibiyle 100 maç yapsa hepsini kaybederdi.

Başak ve Sezer gibi bir başka 15 yaşındaki Özbek Nigina Abduraimova’ya dikkat. Geçtiğimiz aylarda İstanbul’da iki ITF Junior şampiyonluğu kazanan genç oyuncu gerek fiziği, gerek etkili servisleri ile önümüzdeki yıllarda adından söz ettirmeye aday.

Eleme tablosunda Neuza Silva’nın Gürcü Anna Tatishvili’ye elenmesi günün sürprizi oldu. Elemede korta çıkan bir başka tecrübeli oyuncu Güney Afrikalı Nathalie Grandin de Vesna Manasieva’yı geçemedi.

 İlk gün maçlar ücretsiz olmasına rağmen kortlarda (gölgelik alanlarda kümelenmiş) bir avuç seyirci vardı. Türk tenisçiler Başak ve Melis’in maçlarını bile 50-60 kişi izledi. Kortlardan ayrılırken ENKA Yüzme Havuzu’na gözüm takıldı. Orada güneşlenmekte olanların sayısı tribündekilerin 10 katı kadardı.

Ama yine de umutsuz olmamak gerek. Belki bugün havuz kenarında güneşlenenler önümüzdeki hafta sonu tribünlerde güneşlenmeyi tercih ederler!

 

Email
Yorum Ekle
Yorumlar
Bu habere henüz yorum yapılmamış.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Tenis Dünyası Dergisi ©2012
İletişim · Mobil versiyon
ATP TURU · WTA TURU · GRAND SLAMS · TÜRKİYE · MAGAZİN · YAZARLAR · DERGİ twitterfacebookrss